Bataklığın İçinde Bir Avrupa Başkenti: Brüksel

0
Share

Hoi! Hallo! Bonjour! Başlıktan gördüğünüz üzere bugün Belçika’nın ve aynı zamanda Avrupa’nın başkenti Brüksel’deyiz. Ülkenin Felemenkçe, Almanca ve Fransızca olmak üzere üç resmi dili olduğu için giriş üç merhaba ile oldu, havalı oldu 😛 Brüksel birkaç yüzyıl önce bataklığın kurutulması sonucu ortaya çıkmış bir şehir ve adı bataklığın içindeki yerleşim yeri anlamına geliyor. Avrupa Birliği’ne bağlı ana kuruluşların resmî organlarının büyük çoğunluğu Brüksel’de yerleşiktir,  bu sebeple Avrupa başkenti olarak gösterilir.

Atomium Heykel

Şehrin en bilindik simgelerinden birisi Atomium Heykeli Brüksel’in birçok noktasından kolayca görülebilen bir anıt yapıdır. 1958 yılında Brüksel dünya fuarı için yapılmıştır. Demir atomun uzunluğu 102 metredir ve 9 çelik kürenin birleşiminden oluşmaktadır. Bir atom parçacığının 165 milyar büyütülmüş halidir ve kürelerin içi müze olarak gezilebilmektedir. Sadece fuar boyunca durması beklenirken modern Brüksel mimarisinin sembolü haline gelmiştir. Atomun önünde  ‘Atomu da tutmadık demeyiz artık’ şeklinde poz vermeyeni Türkiye’ye geri almıyorlarmış ben söyleyeyim de sonra vay efendim bizi ülkemize niye almıyorlar olmasın 😀 😀  

Grant Place Uzaktan Halı

Brüksel ‘in en önemli meydanı Grand Place şehrin idari, ticari, politik ve sosyal anlamda merkezidir. Tarih boyunca da böyle olmuş ve meydan özellikle şehir ticaretinin kalbinin attığı yer olarak biliniyor.  Meydan bugün belediye binası olarak kullanılan Hotel de Ville ve eskiden çeşitli esnaf gruplarının ikametgahı olan “lonca” binalarıyla çevrili durumda. Bu yapıların çoğu 1600’lü yılların sonundaki Fransız bombardımanı sonucu yıkılsa da yerine yapılanlar da son derece etkileyici. Zaten Grand Place Meydanı’na dünyanın her yerinden milyonlarca turisti getiren en önemli özelliği de bu etkileyici mimari örnekleri.

Grand Place Meydanı tarihi boyunca pazarlar, festivaller, kutlamalar, protestolar ve geçit törenlerine ev sahipliği yapmış. Meydan her ağustos 5 günlük bir festival kapsamında çiçek halısıyla kaplanıyor. Ayrıca meydanda veya ara sokaklarındaki kafe ve restoranlarda soluklanmadan dönmeyin. Hem biliyorsunuz Belçika çikolatasıyla ünlü, o zaman diyetler bozulsuuun! Pazartesi başlarsınız tekrar 😛

Grant Place Brüksel

Grand Place meydanı’nın ara sokaklarında gezerken karşınıza minnoş bir çeşme heykeli çıkacak. Manneken Pis namı diğer işeyen çocuk heykeli. Heykelin çeşitli hikayeleri var ve en çok inanılan hikaye bir savaş esnasında şehre yerleştirilen bombayı işeyerek etkisiz hale getiren çocuğun heykeli olmasıymış. Bir diğer ilginç hikaye ise şehirde çıkmak üzere olan bir yangını işeyerek önleyen çocuğun olduğuymuş (hangisi daha saçma karar veremedim :D).  Çocuk işiyormuş öylece, ne gelip de heykelini yapıyorsunuz anlamadım yani bırakmamışsınız ağzının tadıyla işesin çocukcağız 😀 Bu heykeli şehrin mizah anlayışını anlatıyor diye tanımlamak anlattığım hikayelerden daha anlamlı diye düşünüyorum. Ayrıca bu minnoş heykelin 900 kostümlük bir gardırobu da var ve özel günlerde kıyafet giydiriliyor filan, yaşıyorsun bu hayatı işeyen çocuk ..

Belçikadaki-göçmen Türk işçi kostümü

Belçikadaki göçmen türk işçilerine özel kostümü

Her yazımın olduğu gibi bu yazımın da bir şarkısı olacak tabi ki ama hiç Belçikalı bir şarkıcı tanımıyorum 🙁 Belçika ile ilişkilendirebileceğim tek şarkıcı Hadise. Tarzını yazıma uygun bulmadığım için seni 3 hayır ile uğurluyoruz Hadiseciğim 😀  O zaman dans diyerek enerjimizi yükseltelim ve bu yazının şarkısı Stromae’den “Alors On Danse” olsun (bakın yine konudan çok uzaklaşmadım şarkı Fransızca :P)  Bir sonraki gezi rotasında görüşmek üzere! (Son dakika haberi olarak bu paragrafı yazdıktan tam 1 dakika sonra Stromae’nin Belçikalı olduğunu öğrendim, Hadise dışında Belçikalı bir şarkıcı tanıyormuşum bilmeden…)

Related Posts
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Total
0
Share