FLİKOSTON

Bu sayfayı paylaş

Bülten / Tarih

Kemal Bey

Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey anısına…

Mehmed Kemal Bey babasının memuriyetinden ötürü gözlerini Beyrut’ta dünyaya açtı. Dönemin iç ve dış karışıklıkları arasında 1908 yılında Mülkiye Mektebinden mezun oldu. Osmanlı bu sıralarda II. Meşrutiyeti ilan etmiş ve iç sorunlarını halletmiş gibi gözükerek dış sorunlar ile ilgileniyordu. Bu yıllarda sömürge devletleri arasına yeni katılan ve fabrikaları için hammadde arayışına giren İtalya, Osmanlı sancağı olan Libya’yı işgal etmişti. Osmanlı’nın Libya’ya asker gönderebilecek bir donanması ve yasal bir yolu yoktu. Bu yüzden vatan sevdalısı İsmail Enver, Mustafa Kemal, Nuri Bey, Fuat Bey, Ali Fethi Bey ve nice Osmanlı subayları bir gerilla harekâtı vermek üzere akın akın Libya’ya koşuyordu.

Bu sıralarda Mehmed Kemal Bey, Selanik’te görev yapıyordu. Balkanlarda yüzyıllarca Osmanlı tebaası olup sonradan bağımsızlık isteyen milletlerin savaşa hazırlanması ile birlikte başlayacak olan Balkan Savaşı münasebetiyle Kemal Bey, Gebze’ye tayin olundu.

Osmanlı’nın kaybettiği toprakları geri kazanma umuduyla Birinci Cihan Harbi’ne girişiyle birlikte Mehmed Kemal Bey’de Yozgat İlinin Boğazlıyan Kaymakamlığına tayin oldu.

Osmanlı Devleti kadar tebaasına düşkün, azınlık tebaasını kendi milleti gören başka bir devlet görülmüş müdür? Sanmam.

Fakat Fransız İhtilali sonrasında da Osmanlı Devleti kadar kendi tebaasından bu kadar hainlik gören başka bir devlette yoktur.

Osmanlı Devleti Doğu Cephesinde savaşırken, Millet-i Sadık’a yani bize en sadık millet dediğimiz Ermeniler tarafından cephede arkadan vurulmaya başlandı. Ruslardan güç alan Ermeniler bir zamanlar birlikte yaşadıkları Türk köylerini ateşe veriyor. Yaşlı, kadın ve çocuk demeden tüm köyleri yakıp yıkıyordu.

Osmanlı Devleti bu olayların son bulması adına Anadolu’da yaşayan Ermeni tebaasının can ve mal güvenliğinin korunarak diğer Osmanlı vilayetlerine sevk etmek yönünde 27 Mayıs 1915 yılında Sevk ve İskân Kanunu’nu yürürlüğe koydu.

Bu sırada Boğazlıyan Kaymakamı Olan Mehmed Kemal Bey, Talat Paşa’nın emri ile Boğazlıyan’da bulunan Ermeni tebaayı bir Osmanlı toprağı olan Suriye’ye sevk etmek işine girişti. Bu olay dahilinde Ermeni Tebaanın, Anadolu içlerinden çıkarılarak Türk askerine ve köylerine zarar vermelerinin önüne geçilmiş oldu.

Fakat İngilizler bu dönemde Ermenilere Soykırım yapıldığı yalanını uydurarak bu yalana dünya kamuoyunu çekebilmek için o dönemde 1,5 milyar sterlin para harcadı.

Osmanlı Devleti savaştan mağlubiyet ile çıkmış İttihat ve Terakki’nin üst düzey isimleri yurt dışına kaçmış, hükümete gelen İşbirlikçi Hain Damat Ferit Hükümeti, Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey’i, Ermenilere soykırım yaptı iddiasıyla idam etmek istedi. Fakat halktan çekinerek Sultan Vahdettin’den, Kemal Bey’in idamı için Şeyhülislam’dan fetva almasını istediler. Sultan Vahdettin hiçbir suçu günahı olmayan Kemal Bey’in idamı için fetvayı aldı.

İstanbul’da işgalci güçlerin kurduğu mahkemeye getirilen Kemal Bey “Ermenilere göç esnasında ellerini ayaklarına zincir vurdurduğu ve kış gününde ölüme terk ettiği” iddiasıyla suçlandı. Kemal Bey bu suçlamalara karşı çıkarak Ermeni tebaaya insanca muamele ettiğini savunarak suçlamaları reddetti. Mahkeme Kemal Bey’in idamına karar verdi. Mehmet Kemal Bey istifini hiç bozmadı. Fikrinden, zikrinden ve Türklüğünden hiç ödün vermedi!

Kaymakam Kemal Bey idam edilmek üzere 10 Nisan 1919 yılında Bayezid meydanına getirildi. Binlerce Türk vatandaşı meydanı doldurmuştu. Kemal Bey’in içinde zerre korku olmadan çıktı idam sehpasına ve halkına dönerek şunları söyledi. ”Sizlere yemin ederim ki, ben masumum, son sözüm bugün de budur, yarın da budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa kahrolsun böyle adalet! Çocuklarımı asil Türk milletine emanet ediyorum” 

Son sözü bu oldu Kemal Bey’in…

Kemal Bey’in ölümünün Türk Milletini korkutacağını sanan İstanbul Hükümeti ve İşgalci güçler tam aksiyle karşılaştı. Kemal Bey’in şehit edilişi Türk Milletinin tek umudu Mustafa Kemal Paşa’da ve İstiklal Harbinde görmesini sağladı ve bağımsızlık savaşının bir meşalesi haline geldi Kemal Bey…

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Kemal Bey’in kızı merhum Müşerref Gürenci’nin anlattığına göre, Atatürk, dedesini Konya’da kabul eder.

Aralarında şu konuşma geçer:

“Atatürk: Gel bakalım devletin babası.

Arif Bey: Aman Paşam devletin babası sizsiniz.

Atatürk: Sen öyle bir evlat yetiştirdin ki oğlun bu meşaleyi tutmasaydı biz ateşi yakamazdık. Işık tutan senin oğlundur.

Hepimizin hatırını sorar ve dedeme evlatlarını baba ver ben ilgileneyim teklifinde bulunur. Dedem, ‘Onlar bana vediadır Paşa Hazretleri siz iaşelerini temin edin” cevabını verir.

Atatürk: “Şehit Boğazlıyan Kaymakamı’nın yetimlerine büyük bir konak verilsin, yalnız konak Ermeni konağı olsun. ”

Hüseyin Nihal Atsız’ın Selam şiirinden alıntı yaparak yazıma son veriyorum. Ruhun Şad Olsun Kemal Bey…

İçim yine sevinçlerle dolup yanıyor,
Ruhum sanki deniz olmuş dalgalanıyor,
Uzak uzak ülkelerden döndüm seferden,
Yaralarım ağır, fakat mestim zaferden.
Zafer ümit kaynağının bir çeşmesidir.
Zafer birçok gönüllerin birleşmesidir.
Gönülleri birleşenler ölse de bir gün
Gök kubbede kalacaktır seslerinden ün.
Gönülleri birleşenler! Selam sizlere!
Uzaklarda dertleşenler! Selam sizlere!
Selam sana hücrelerde benzi solan genç!
Selam sana ey yılları heba olan genç!
İstikbalim gitti diye yaslanma sakın!
İstikbalin değil ruhun Tanrı’ya yakın!

Bu sayfayı paylaş

Enes Gökdağ, Gazi Üniversitesinde Tarih bölümünde okumaktadır.

Yanıt

E-posta adresin yayınlanmayacakZaruri alanlar işaretlendi *

HTML etiket ve özellikleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>